28 April 2021 - 11:01    Yazar: Sevil Sarıkaya

Saldırganlıkta Etkili Bireysel Faktörler Nelerdir?


Her ne kadar sosyal bir davranışla ilgilenirken kişiyi ve durumu kavramsal olarak birbirinden ayırmak mümkün olsa da sağ duyumuz insanları nasıl davrandığını her ikisinin birlikte belirlediğini işaret etmektedir.
Doyurucu bir saldırganlık tanımlaması neleri içermelidir? Güdü önemli midir? Peki ya hedef kişinin/nesnenin yapısı? Bazı durumlarda karar verme süreci daha mı karmaşıktır?

Bireysel farklılıklar
Kişilik :
Saldırgan davranma eğilimi yaşamın ilk dönemlerinde gelişir ve sabit bir davranış örüntüsü haline gelir.8 yaşında saldırgan olan çocukların sonraki yıllarda saldırgan olma ihtimali daha yüksek olduğunu bulmuşlardır. Kronik saldırganlık ise öyle gözüküyor ki başkalarına düşman niyetler atfetme eğilimi ile ilgilidir.

A Tipi Kişilik :
Son yıllarda yapılan araştırmalar A tipi kişilik denilen bir davranış örüntüsünün varlığını göstermiştir.
Bu sendromu koroner kalp hastalıklarına yatkınlık eşlik eder. Bu örüntüyü gösteren insanlar aşırı aktif ve başkaları bir aradayken aşırı rekabetçidir. A tipi kişilerin başkalarına karşı daha saldırgan olduklarını ve onları önemli işlerde rakip olarak algıladıklarını ortaya koymuştur.

DEHB:
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu düşük dikkat süresi, hiperaktivite ve düşük dürtü denetiminin ile aralarında bulunduğu davranışların toplamıdır. DEHB bireysel bir farklılık olduğu ölçüde çocukluktaki saldırganlıkla birlikte anılır ve ergenlerdeki ve genç yetişkinlerdeki saldırganlığın işaretlerini önceden verir.

Hormonlar:
Glaude erkeklerde saldırganlık düzeyinin kadınlara oranla daha yüksek olduğunu bunun yanında cinsiyete bağlı bu farkın kadınlara kıyasla heteroseksüel ve eşcinsel erkekler de birbirine eşit olduğunu bildirmiştir. Başka deyişle asıl pay sahibi olan cinsel yönelimden ziyade biyolojidir. (Kadınlık/Erkeklik )
Insanlara ve hayvanlara ilişkin araştırmaların yakın tarihli iki değerlendirmesi Testosteron ile saldırganlık arasında bir bağ olduğunu doğrulasada saldırganlıkla ilişkilendirilebilecek diğer hormonlara dikkat çekerler. Örneğin noradrenalin, dopamin ve serotonin.

Engellenme:
Öfkelendiğiniz ya da sözler ve fiziksel sert tepkiler verdiğiniz kimi durumları hatırlayabilirsiniz: bir fotokopi makinasını yumruklamak, bir çim biçme makinesini tekmelemek ya da bir randevuya geç kalmanıza neden olan bir aile üyesini cezalandırmak kuşkusuz engellenme saldırganlığa yol açabilir fakat engellenme saldırganlık formülü yordanabilir değildir. Engellenmenin saldırganlıkla sonuçlanıp sonuçlanmayacağının yordanmasında iki unsur yardımcı olur: engelleyici olayın şiddeti ve ne kadar meşru makul ya da kaçınılmaz olduğudur.

Katarsis
Saldırganlık için araçsal bir neden de yaygın adıyla kararsızdır.(Arınma)
Katarsis bir davranışa bastırılmış bir duygunun serbest bırakılması olarak başvurulmasını anlatır. Tutkularını dışa vurmak suretiyle insanlar saldırgan duygularından arınabilir, Freudla anılmakla birlikte bu düşüncenin kökleri Aristoteles ve Antik Yunan tragedyalarına kadar götürülebilir.
Fakat son zamanlarda yapılan araştırmaların sonuçları göstermektedir ki Öfkeyi kusmak bir ateşi söndürmek için ona gaz dökmek gibidir ateşin daha da büyümesine yarar sadece.. Bu konu hem artısı hem eksisiyle değerlendirilmelidir.

Kışkırtma
Insanlar doğrudan tahrik edildiklerinde bu tahrik oldukça ılımlı olsa bile saldırganlaşırlar.
Tahrik kolaylıkla tehlikeli bir kavgaya dönüşebilir barlarda ve kimi zaman da sokak gösterilerinde çıkan kavgalar bu türdendir. Bu durum bir karşılıklılık ilkesini devrede olduğunu işaret eder yani diğer yanağımızı çevirmektense karşılık verme eğilimindeyizdir.

Kategoriler: Eğitim Danışmanlık Psikoloji Ruhsal Bozukluklar
  • Paylaş: