Bağlanma Yarası

Yazar Emir Tufan Çaykuş
Tarih 05 Eylül 2020 - 22:59
Kategori Danışmanlık,Psikoloji

Romantik ilişkiler hayatımızın vazgeçilmez bir parçasını oluşturur. Özellikle yetişkinlik dönemin kurulan romantik ilişkiler hayatımızı belirler dersek yanlış olmaz. Romantik ilişkilerin temelinde; aşk, bağlanma, ait olma, ulaşılabilir olma ve destek gibi önemli kavramlar vardır. Romantik ilişkilerimiz sağlıklı ve işlevselse hem fiziksel hem de duygusal olarak kendimizi iyi hissederiz.
Bağlanma, hayatımızda bebeklik dönemimizde başlayan ve hayat boyu devam eden bir kavramdır. Bağlanmanın etkilerini olumlu ya da olumsuz en çok gördüğümüz yer romantik ilişkilerimizdir. Bebeklikte güvenli bağlanma bize bakan kişi tarafından sevilmek, ilgi görmek, zamanında beslenmek ve güvende hissettirilmekle olur. Yetişkinlikte romantik ilişkilerdeki bağlanma tıpkı çocukluktakine benzer. Burada kişinin eşe bağlanması söz konusudur. Romantik ilişkilerimizde çocukluk yaşantılarının etkisinin yanı sıra partnerle kurulan bağında önemi büyüktür. Bağlanmada meydana gelen bozulmalar da ilişkileri ve eşleri etkilemektedir.


Bağlanma yaralanmaları; bir eşin diğer eşe “bağlanmanın doğasına zarar veren” bir şey söylemesi ya da yapması ile oluşur. Zarar verici olay, aldatma veya sadakatsizlik kadar büyük veya aile içerisinde dışlanma kadar da küçük görülebilen bir durum olabilir.
Bağlanma yaralanmaları, yetişkin romantik ilişkilerinde eşe bağlanmayı tehdit eden bir kavramdır. Bağlanma yaralanmaları, kritik ihtiyaç anlarında ihanet ve terk etme ile şekillenen, insan iletişiminin ihlali gibi algılanabilir. Bu ihlaller, bağlanmada güvensizlik oluşturabilir ya da var olan güvensizliği alevlendirebilir. Bu olaylar yaralanan eşler için travmatik etki yaratır. Aşırı korku ve çaresizliğe neden olur ve eğer bu sorun çözülmezse eşler arasındaki güveni ve yakınlığı bir hayli sınırlandırır.


Bağlanma yaralanmaları çift ilişkileri açısından kritik bir öneme sahip olduğu için erken tanısı ve terapilerle tedavisi büyük önem taşır.